En Sık Yapılan Arayüz Hataları: Seri 2

#11: Tıklanılabilir Alanların Ufak Olması
Bağlantılar tıklanmak için tasarlanmıştır. Tıklanılabilir alanın yeteri kadar geniş olduğundan ve kolay tıklanılabilir olduğundan emin olun.

 

#11: Optimize Edilmemiş 404 Sayfaları
404 hatası ya da “Sayfa Bulunamadı” (“Not Found”) mesajı web tarayıcısı sunucu ile iletişim kurduğu zaman sunucu üzerinde mevcut olmayan bir kaynağa bağlanılmak istendiğinde görüntülenir. Örneğin bir kullanıcı hatalı bir URL adresine bağlanmak istediğinde sunucunuz bu adresi veritabanında sorgulayacak ve ilgili sayfayı veya kaynağı bulamadığı takdirde “404 Error Not Found” hatasını görüntüleyecektir.

Aşağıdaki optimize edilmemiş bir 404 sayfasının somut bir örneğidir.
n_01

404 hatası sayfalarınızı düzenlemeniz için bazı fikirler:
Sıkça Sorulan Sorular/Destek sayfasına ulaşılabilinmesi için bir bağlantı koyun.
Site haritası için bir bağlantı koyun.
Web sayfasının üst kısmına arama kutusu yerleştirin.
404 sayfanızı websitenizdeki diğer sayfalarla aynı görsel yapıda oluşturun.

Yukarıda belirttiğimiz tavsiyelere bir örnek:
Mailchimp firması 404 sayfasını optimize edilmiş ve hatta optimize etmenin birkaç adım ötesine gidip 404 sayfasını neredeyse eğlenceli bir sayfa haline getirmiştir.
n_02

 

#12: Yavaş Yüklenen Web Sayfaları
Bir siteyi gezerken uzun yüklenme süresi karşılaşılan en sinir bozucu şeylerden biridir. Hızlı büyüyen online dünyada kullanıcılar artık istedikleri bilgilere erişirken sabırları çok daha erken tükeniyor. Bir kullanıcının sayfa yüklenmesi çok uzun sürdüğü taktirde sayfanın yüklenmesini beklemek yerine siteyi terkedip bir sonraki siteye geçmesi olasılığı daha fazladır. Bu yüzden yüklenme sürelerini gereksiz içerikleri mümkün olabildiğince silerek ve daha ufak boyutlarda resim/fotoğraf kullanarak azaltmaya çalışın.

 

#13: Dağınık ve Karmakarışık Tasarım
Kullanıcıların arayüzünüzü başarılı bir şekilde kullanabilmeleri için tasarımın basit olması gerekir. Ayrıntılı tasarımlar kullanıcıları boğar. Çok fazla içerik kullanıcı tarafında istediklerini bulabilmeleri için daha fazla dikkat sarfetmeleri demektir ve kulanıcılar kolay bir süreç isterler.

Tasarımınız bilgi için kolay bir şekilde taranabilir olmalıdır. Eğer tasarımınızı sadeleştirmek istiyorsanız ilk önce markanızı ve nasıl temsil edilmek istediğinizi gözden geçirin. Aynı zamanda ziyaretçilerinizin ihtiyacı olduğu ve istediği en önemli içerikler üzerinde düşünün. Bu faktörlerin her ikisine de denk gelen unsurları tasarıma dahil edin.

 

#14: Metni Çok Fazla Olan Sayfalar
Aslında metinin fazla olması çok da kötü değildir ancak çok uzun paragraflar kullanmayın. Bilgisayar ekranında yazıları okumak basılı bir kaynağı okumaktan çok daha farklıdır. Metin bloklarını daha kısa paragraflarlar, başlıklar ve alt başlıklar kullanarak ve daha uygun bir beyaz boşluk sağlayarak ayırıştırabilirsiniz.

 

#15: Önemli Bilgileri Saklamak
Bu aslında işinize bağlı olarak siteden siteye göre değişir. Eğer bir e-ticaret siteniz varsa alışveriş sepeti websitenizin her sayfasında normalde sayfanın üst sağ köşesine kalıcı olarak yerleştirilmelidir. Eğer herhangi bir hizmet veya ürün satıyorsanız iletişim bilgileriniz asla zor bulunacak bir yerde olmamalıdır, bu bilgileri websitenizde vurgulamaya dikkat edin.

 

#16: Bozuk Bağlantılar (Broken Links)
Bu düşündüğünüzden daha sık meydana gelen bir durumdur. Bozuk bağlantılar bir websitesini modası geçmiş ve bakımsız gösterir. Bir bağlantı taşınmış ya da kaldırılmış olsun, ziyaretçilere gidecek bir yer bırakmaz. Bozuk bağlantıların olup olmadığını kontrol etmek düşündüğünüzden daha kolay, sizi bu yükten kurtaracak birkaç ücretsiz bozuk bağlantıları bulan araç var. Sitenizi girin, bütün bozuk bağlantıları bulun ve bir an önce düzeltin.

 

#17: Düşük Kalitede veya Stock Fotoğrafları Kullanmak
Düşük kaliteli görsellerden başlayalım. Düşük kalite ve çözünürlükte olan görsellere sahip olan websiteleri kendi itibarlarını zedelerler. Websiteniz birçok müşteri için işletmenizin portresi gibidir, bu yüzden yaptığınız işleri sağlam bir şekilde temsil etmek için yüksek kalitede görseller bulmak için zaman ayırın.

Yanlış anlaşılmasın, kesinlikle stock resimleri kullanmayın demiyoruz ancak bazı stock resimleri, üstün kalitede olmalarına rağmen çok fazla sıradan ve bayağı olabiliyor ve bu tür fotoğrafların stock fotoğrafı olduğu hemen belli oluyor.

Klişeleşmiş stock fotoğraflarını kullanmaktan kaçının, tabi içlerinde Vince Vaughn yoksa eğer.
Klişeleşmiş stock fotoğraflarını kullanmaktan kaçının, tabi içlerinde Vince Vaughn yoksa eğer.

Profesyonel bir şekilde işletmenizin fotoğraflarını çekebilmek için iyi bir fotoğraf makinesine ya da profesyonel bir fotoğrafçıya yatırım yapmak yaptığınız yatırıma değecektir ve jenerik stock fotoğraflarına kıyasla size çok daha fazla itibar kazandıracaktır.

 

#18: Sayfa Yüklendiğinde Müzik veya Video Başlaması
Websitelerine ses ve video koyabilmek, websitelerini geleneksel pazarlama yöntemlerine göre çok daha avantajlı kılar. Multi-medya içerik üretmenizi ve bunları sitenizde kullanılabilir hale getirmenizi kesinlikle tavsiye ediyoruz. Sadece multi-medya içerikleri websitenizi ziyaret eder etmez başlatmayın. Kullanıcılara içeriğinizi dinlemeleri veya izlemelerini bir seçenek olarak sunun. Websitenizin ziyaretçileri ofiste, kütüphanede ya da yüksek sesin websitenizden hemen uzaklaşmalarına sebep olacak herhangi bir yerde olabilirler.

 

#19: Düşük veya Yüksek Contrast
Hiç bir siyah arka plan üzerine beyaz metin içeren bir web sitesini ziyaret ettiniz mi? Tasarım açısından güzel gözükebilir ancak göze de zarar verir.

n_04
Çoğumuz artık günde saatlerce ekrana bakıyoruz. İçeriğinizi okumayı olması gereğinden fazla zor hale getirmeyin. Okuyucularınıza bir iyilik yapın ve sitenizdeki metinleri kolay okunabilir yapın. En iyi seçenek beyaz arka plan üzerine siyah metin kullanmaktır.

 

#20: Karmaşık Navigasyon
Web tasarımda en büyük hatalardan biri de navigasyonu sayfadan sayfaya değişik yapmaktır. Sitenizin amacı, ziyateçilere aradıklarını en kısa sürede ve kolayca bulmalarını sağlamaktır. Ana navigasyonu sayfadan sayfaya değiştirmek ziyaretçilerinizin kafasını karıştıracak ve sitenizi terk etmelerine sebep olacaktır. Sitenizdeki bütün sayfaları navigasyona tıkmak da aynı etkiyi yaratacaktır. Tutarlı bir ana navigasyonun dışında, ziyaretçilere breadcrumb (şu an hangi sayfadasınız) ve sayfalama kullanarak yardımcı olabilirsiniz.

 

#21: Splash Sayfası
Splash sayfasını landing sayfası ile karıştırmayın. Splash sayfaları eskiden ve malesef hala günümüzde ziyaret edilen sitenin ne olduğunu tanıtmak için kullanılıyor. Pazarlamacılar halen splash sayfalarını kullanmaya devam ediyorlar bunun sebebi de anasayfanın yeteri kadar iyi bir şekilde iletişim kurabileceğine inanmamaları. Smashing Magazine’nin neden splash sayfalarına ihtiyacımız olmadığını açıklayan güzel bir makalesi var. Landing sayfaları ise ziyaretçileri potansiyel müşteri veya müşteriye çevirmek için pazarlama kampanyasının bir parçası olarak kullanılır. Etkili landing sayfaları, ziyaretçiler istenilen eylemleri yerine getirsinler diye dikkatlerini başka yöne çekecek hiçbir içeriği ya da bilgiyi sayfaya dahil etmez.


 

En sık yapılan arayüz hataları serisine devam edeceğiz. Sırada Mobil uygulamalar var!

Yeni yazılardan haberdar olmak istiyorsanız aşağıdaki alana e-posta adresinizi bırakabilir ya da Kullanıcı Ajansı Twitter hesabımızı takip edebilirsiniz.

En Sık Yapılan Arayüz Hataları: Seri 1

En sık yapılan arayüz hatalarını toplayan bir seri yapmaya karar verdik. İşte birincisi. Bunlara dikkat ederek hataları en aza indirebilirsiniz.

1: Kullanıcılardan Çok Fazla Bilgi İstemek
Kullanıcılar tembeldir. Ne kadar fazla form eklerseniz, kullanıcıların motivasyonu o kadar düşer.

Genellikle mümkün olduğunca pürüzsüz bir kullanıcı deneyimi yaratmaya çalışmalısınız. Birkaç yıl önce Imaginary Landscapes firmasının yaptığı bir araştırma çok fazla form koymanın kullanıcıların kayıtlarını caydırma teorisini test etti. Test 11 alanlı form ile ile sadece 4 alanı olan bir formu karşılaştırdı.

11 alanlık form aşağıdaki bilgileri zorunlu kıldı:

İsim
Şirket
Adres
Şehir
Eyalet
Posta Kodu
Telefon
Faks
E-posta
Tercihi iletişim metodu
Yorumlar

y01

Bu forma aynı zamanda ziyaretçilerin siteyi nereden bulduklarını soran checkboxlar dahil edilmişti.

Bir diğer versiyonda daha az alanlı bir form kullandılar:

İsim
Telefon
E-posta
Yorumlar

y02

Tabii ki, telefon numarasını ve yorumları kaldırarak formu daha da fazla kısaltabilirsiniz . Bulunduğunuz sektöre bağlı olarak telefon numarası potansiyel müşterileri belirlemek (lead generation) için önemli olabilir, ancak insanların çoğunlukla istenmeyen telefonları önlemek için telefon numarası kısmını doldurmak istemediğini farkedeceksiniz.

Çalışmanın neticesi ne oldu? Araştırmacılar kısa formu kullanarak kaydolanların oranı uzun forma göre %140 daha fazla olduğunu gördüler. Buna ek olarak dönüşüm oranları kısa formun kullanılmasıyla neredeyse %120 arttı. Çalışma aynı zamanda kaldırılan alanların dönüşüm kalitesi üzerinde hiçbir etkisinin olmadığını ortaya çıkardı.

Gerekli olan alanların ideal sayısını bulmak için, ilk önce kullanıcılarınız üzerinde araştırma yapmalı ve bu kullanıcılardan tam olarak hangi verileri toplamanız gerektiğini bulmalısınız. Çok uzun formların kesinlikle kullanılmaması gerektiğini vurgulamalıyız ama aynı zamanda kaç tane alan kullanılmasına dair de kesin bir sayı yoktur.

Gerçek şu ki, çoğu zaman bir takım şeyleri elde edebilmemiz için diğer şeylerden vazgeçmemiz gerekir burada da durum böyledir. Uğraşmanız gereken birbiri ile yarışan öncelikler var: satış ekipleri genellikle daha fazla potansiyel müşteri bulma peşindeyken tasarımcılar da en iyi kullanıcı deneyimini sunmak için çaba sarfederler. Arada bir denge kurmanın en iyi yolu da test etmektir.

Örneğin, Expedia kendi formundan sadece bir alan (Şirket Adı bilgisi – kullanıcıların kafasını karıştırdı) çıkarınca şatışlarda 12 milyon dolarlık bir artış elde etti.

 

#2: Kullanıcı Geribildirimini Almayı Son Dakikaya Bırakmak
Kullanıcı geribildirimi bazen büyük bir sınav için hazırlanmaya benzer. Mümkün olabildiğince erken ve sık çalışmanızın farkındasınızdır ama bir şekilde çalışmayı sınavdan bir önceki akşama sığdırırsınız ve artık bir fark yaratmak için çok geç kalmışsınızdır.

Kağıtla prototipleme ve hızlı prototipleme size bir tasarımı inşa etmeden çok önce test etme imkanı verir. Bu yüzden kullanıcı geribildirimi almak için elinizde tamamlanmış bir tasarım olması gerektiğini düşünme hatasına düşmeyin.

Test etmek için tasarımın ya da projenin tamamının bitmesini beklemeyin. Kağıt prototipleme ya da hızlı prototip araçlarını kullanarak testler yapabilirsiniz. Bu sayede daha az maliyetle çok daha önceden hataları yakalamanız ya da hangi alanları formlara koyacağınızı belirleme imkanınız olur.

 

#3: Diğer Tasarımları Körü Körüne Taklit Etmek
Çok yaygın bir UX hatası da diğer tasarımların düşünceli bir şekilde tasarlanıp üzerinde araştırma ve test yapıldığı varsayılarak kopyalanmasıdır.
Başka tasarımları körü körüne kopyalarken kopyaladığınız tasarımdaki hataları ve problemleri de kendi tasarımınıza eklemiş olursunuz.

Tasarım patternlarını kullanmak ve diğer tasarımların en iyi kısımlarını almak mantıklı olsa da ilham aldığınız tasarımların nasıl bir performans göstereceğini bilmek açısından test yapmanızı öneririz. A/B testi yapmak iyi bir yoldur, bunun haricinde en basitinden birkaç kullanıcı bulup tasarımınızı test edebilirsiniz.

 

#4: Online Okuma İçin PDF Kullanılması
Kullanıcılar internette dolaşırken PDF dosyası ile karşılaşmaktan nefret ederler çünkü PDF formatı alıştıkları düzeni bozar. Baskı ve belgeleri save etmek gibi en basitinden işlemler bile zorlaşır çünkü standart tarayıcı komutları PDF dosyaları üzerinde çalışmaz. PDF boyutları genellikle kağıt boyutlarına göre optimize edilmiştir ve bu boyut da nadiren kullanıcının tarayıcı penceresiyle uyumlu olur. Güle güle sorunsuz scroll etme. Merhaba ufacık fontlar.

Daha da kötüsü PDF dosyaları gezinmesi zor olan bir içerik yığınıdır.

PDF kılavuzların ve diğer büyük dosyaların dağıtımı ve baskı çıkartmak için harikadır. Sadece bu amaçla kullanın ve ekranda taranması veya okunması gereken bilgileri gerçek web sayfası olarak oluşturun.

> PDF dosyalarının online okuma için neden kötü olduğunu açıklayan bir makale.

 

#5: Ziyaret Edilmiş Bağlantıların Rengini Değiştirmemek
Geçmişte hangi sayfaları ziyaret ettiğinizi bilmeniz şu andaki konumunuzu anlamanıza yardımcı olacaktır. Geçmişte ve şu anda bulunduğunuz konum bir sonraki aşamada nereye gideceğinize karar vermenize yardımcı olur. Bağlantılar bu navigasyon sürecinde en önemli faktördür. Kullanıcılar daha önce bazı bağlantıları ziyaret edip istedikleri sonucu alamadılarsa bu bağlantıları hariç tutabilirler. Aynı şekilde eğer ziyaret ettikleri bağlantıları yararlı buldularsa bu bağlantıları tekrar ziyaret edebilirler.

En önemlisi, hangi bağlantıları daha önce ziyaret ettiklerini bilmeleri, kullanıcıların farkında olmadan aynı bağlantıları tekrar tekrar ziyaret etmelerini engeller. Bunu sağlayabilmek için de web sitelerinde ziyaret edilmiş ve edilmemiş bağlantılar için değişik renkler kullanmak gerekir.

> Bağlantı renklerini değiştirmenin kullanılabilirlik üzerinde etkileri

 

#6: Yeni Tarayıcı Pencereleri Açmak
Bazen tasarımcılar, bağlantıları yeni bir pencerede açmanın kullanıcıları websitesinden ayrılmalarını önleyeceğini zannederler. Ancak kullanıcıya agresif bir yaklaşım göstermenin yanında bu tür bir strateji uygulamak aslında bir dezavantajdır çünkü kullanıcılar çoğu zaman tarayıcıdaki “Geri” butonunu kullanarak siteye geri dönerler ve yeni pencere açıldığı zaman Geri butonu etkisiz hale gelir. Bunun yanında kullanıcılar çoğu zaman yeni bir pencerenin açıldığını farketmezler özellikle de pencerelerin ekranı tamamen kaplayacak şekilde açıldığı ufak bir monitör kullandıkları zaman. Bu yüzden geldiği yere geri dönmek isteyen bir kullanıcı gri bir hal almış Geri butonunu gördüğü zaman kafası karışır.

Kendilerinden beklenildiği gibi davranış göstermeyen bağlantılar kullanıcıların kendi kullandıkları sistemi anlayamamalarına neden olur. Bir bağlantı mevcut sayfayı yeni içerik ile değiştiren basit bir köprü görevi görmelidir. Kullanıcılar yersiz pop-up pencerelerinden nefret ederler. Eğer kullanıcılar hedef sayfayı yeni bir pencerede açmak isterlerse tarayıcılarının “yeni pencerede aç” komutunu kullanabilirler.
user

#7: Kullanıcıları Neler Olduğundan Haberdar Etmemek
Ne zaman bir işlem devam ediyorsa (bir formun yollanması, filtrenin üzerine tıklanması, sonuçların aranması gibi) sayfanın ne işlem yaptığını kullanıcıya bildirmek iyi bir uygulamadır. Bir işlem yapılırken yükleme animasyonları ya da işlem durum barlarının kullanılması buna bir örnektir.

 

#8: Responsive Tasarımın Olmaması
Sitenizin desktop versiyonu PC üzerinde iyi gözükebilir ama eğer sitenizin bir mobil versiyonu yoksa, sitenize akıllı telefon üzerinden erişildiği zaman kullanıcı deneyiminin ne kadar kötü olacağını bir düşünün. Ekranın her tarafında dikey ve yatay scroll barlar olması, içeriği görüntülemek için zorla parmakla ekranı sağa kaydırmak, okunamayacak derecede ufak olan yazılar, üzerine tıklanılamayacak kadar ufak olan bağlantılar ile bu liste uzayıp gider. Özetlemek gerekirse desktop için yapılan tasarımlar mobil cihaz ile görüntülemek için uygun değildir.

 

#9: Tasarım İlkelerini Göz Ardı Etmek
İlk izlenimler, kullanıcıların bir websitesi ya da uygulamayı kullanıp kullanmayacağına üzerinde çok büyük bir rol oynar. İçeriğin orantısız bir şekilde olması, satırların çok uzun olması, butonların garip yerlere yerleştirilmiş olması ve beyaz alanın kötü bir şekilde yönetilmesi gibi genel tasarım kurallarını göz ardı eden unsurlar kullanılabilirliğe çok olumsuz yönde etkiler ve kullanıcı deneyiminin kalitesini düşürür.

Her ne kadar şeytan ayrıntılarda gizli olsa da, basit ilkelere uymak websitenizde ya da uygulamanızda uyumlu ve mantıklı bir düzen sağlayamanıza yardımcı olacaktır.

Şunu da belirtmek gerekir ki, iyi bir tasarım kendi kendine yeterli değildir ve estetik üzerinde gereğinden fazla durmak estetiği tamamen göz ardı etmek kadar zararlı olabilir. Bir uygulamanın güzel gözükmesinin temel amacı kullanıcıyı cezbedip uygulamayla etkileşime geçmesini sağlamaktır. Sıradan bir tasarıma yönelen ve tasarıma kişisel bir dokunuş katmayan tasarımcılar ve geliştiriciler kullanıcıyı kaybetme riski oluştururlar.

 

#10: Kullanıcıyı En Önemli Geribildirim Kaynağı Olarak Görmemek
Diğer bir önemli kullanılabilirlik hatası da kullanıcıyı tamamen devredışı bırakıp göz ardı etmektir. Kullanıcının görüşünü almak, kullanılabilirliği geliştirmek için gereklidir. Çok yaygın bir hata bir yazılımın ya da tasarımın nasıl olacağına kendi kişisel görüşünüzden yola çıkarak karar vermektir. Kullanıcılarla iletişim kanallarını açmak ve yarattığınız arayüzün kolay kullanılabilir ve anlaşılabilir olduğunu test etmek size ürünlerinizi geliştirebilmeniz için kritik bilgiler sunacaktır.

Kullanıcı Testleri ile Satışlarını ve Kârlarını Nasıl Arttırdılar?

Vaka Dosyası 1: Kullanıcı testi videoları satışları %9.5 arttırdı

Appliances Online, ürün sayfalarında sorunların bulunması ve hangi iyileştirmeleri yapacaklarını belirlemek için 125 tane kullanıcı testi yaptırdı. Bu test videoları kullanıcıların sitede gezerken gösteren 250 saatlik bir kayıttan oluşuyordu.

Şirket bu videolarla beraber müşterilerin en çok hangi ürünlerle etkileşime geçtiğini gösteren sıcaklık haritalarından da yardım aldı.

Bu araştırma ürün sayfaları içersindeki çeşitli sorunları ortaya çıkardı. Örneğin, kullanıcıların %70’i sayfaların çok karışık/dolu olduğunu söyledi, %17’i hizmet bilgisinin daha açık bir dille yazılmış olması, %13’ü ise video deneyiminin daha fazla geliştirilebileceğini belirtti/gösterdi.

Sonuç olarak, Appliances Online ürün sayfalarına şu değişiklikleri yaptı:

Özel teklifleri (Special offers) içeren bannerlar sayfadaki metine dahil edildi “Satın al” düğmesinin ekranın daha üst kısmına (above the fold) alındı.
Satın al butonunun rengi koyu maviden daha göz alıcı olan yeşil renk ile değiştirildi ve butonun üstündeki metin ‘Satın Al’dan daha açıklayıcı olan ‘Sepete ekle’ olarak değiştirildi.

Daha önceki ürün videoları yüklenmesi çok uzun sürüyordu ve pop-up ekranlarda açılıyordu. Buna çözüm olarak videolar ürün sayfalarına gömüldü. Bu şekilde videolar daha az engelleyici oldu ve tüketiciler sayfayı yukarı ve aşağı tarayıp ürün ratinglerine bakarken videonun ekranda sabit durması sağlandı.
İlginç ürün açıklamaları yazmaları için yaratıcı metin yazarları işe alındı.

Bu değişikliklerle satışlar %9.5 arttırdı ve ürün videolarını izleyen ziyaretçiler %37 arttı. Videoları izleyen ziyaretçilerin sepete öğe ekleme oranı %57 daha fazla olduğu için bu da direkt olarak satışlara ve ciroya yansıdı.

Ayrıca, ürünler için yorum bırakan müşteri sayısı %11 oranında arttı ve ürün sayfalarındaki bilgiler daha anlaşılır olduğu için teslimat ile ilgili gelen telefonlar %33 azaldı. Bu da şirketin çağrı merkezi yükünde ve maliyetlerinde ciddi düşüşler oldu.

01

Vaka Dosyası 2: Stubhub dönüşüm oranlarını (conversion rates) ve gelirini kullanıcı testi ile arttırdı.

Stubhub’un hedefi müşterilerin neden satış sürecinde yollarına devam etmediklerini bulmaktı.

Yüzbinlerce kullanılabilirlik testi gerçekleştiren UserTesting firması, e-ticaret siteleri arasında çok yaygın bir sorunu ortaya çıkardı: Satın alma işlemlerini tamamlamak için izlenilmesi gereken yolda pek çok müşterinin kafası karışıyor. Stubhub’ın da benzer bir zorlukla karşılaştığı ortaya çıktı, birçok kullanıcı satış sürecini tamamlamıyorlardı.

Stubhub bu problemi nasıl halletti?
Stubhub, kullanıcı videolarını izleyerek ve dinledikten sonra “Detaylar” etiketli bağlantının kafa karıştırdığını ve dönüşüm oranlarının arttırılabilmesi için bu etiket üzerinde çalışılması gerektiğini keşfetti. “Detaylar” bağlantısının fonksiyonu, müşterileri nihai satın alma kararı vermek için gerekli olan bilgileri içeren bilet satın alma sayfasına götürmekti; ancak bu kritik sayfa belirsiz bir bağlantının içerisindeydi. Müşteriler satın alma sayfasına gidemiyorlardı çünkü sayfanın bağlantısı hiç kimsenin okumak istemeyeceği ince baskı ya da şartla ve koşullar bağlantısı gibi gözüküyordu.

Birkaç test daha yaptıktan sonra Stubhub, “Detaylar” bağlantısını canlı turuncu bir buton olarak değiştirdi ve butonun ismini “Detaylar”dan “Git”e çevirdi.

Sonuç: Dönüşümde %2.6 oranında artış ve milyonlarca dolar gelir artışı.

Değişikliği uygulamaya koyduktan kısa bir süre sonra Stubhub dönüşüm oranında %2.6’lık bir artış yaşadı bu da milyonlarca dolar ekstra gelir elde etmelerini sağladı. Bugün “Git” butonu Stubhub’ın websitesinin her sayfasında yer almaktadır.

02

Vaka Dosyası 3: Speek kullanıcı testi ile ve ürün kaydını % 60 arttırdı!

Genç bir start-up olan Speek görünürde -hataya izin vermeyen- olan bir prototip geliştirdi ve kullanıcılarının ne kadarının ürünü anladıklarını ve arayüzde müşterilerinin kafalarını karıştıran birşey olup olmadığını bilmek istediler.

Yeni arayüz geliştirmeleri ve mevcut sitelerinde mevcut site ve yeni önerilen site arasında A/B testi yapmaları çok fazla zaman alacaktı. Henüz büyük bir kullanıcı kitlesine sahip olmadıkları için istedikleri verileri almak aylarını alabilirdi. Bunun yerine, kullanıcı testi için oturum kurdular. Birkaç gün içerisinde Speek tam olarak hangi kullanıcıların ürünlerini anlayıp anlamadığını ve başka nerelerde takıldığını öğrendi. Böylece Speek takımı işe yarayan unsurları tutarak ve kullanıcı testlerinde açığa çıkan sorunlara yeni çözümler getirerek tasarımlarında değişiklik yaptı. Doğru demografikten birkaç kullanıcıyla test yaptılar ve bir dizi senaryo yazdılar (kayıt sayfamıza gidin, Hakkımızda tabini bulun, Hakkımızda sayfasını 30 saniye okuyun, kendi ağzınızdan ürünümüzün ne yaptığını açıklayın gibi.) ve sonra her oturumu online olarak izleyip dinlediler. Eğer her sekiz kullanıcıdan beşi aynı yerde takıldıysa bu bir sorunun olduğunu gösteriyordu.

03
Sonuç: Speek kendi ürün kullanıcısının ürünü anlamasında %50 gelişme olduğunu farketti ve test sonuçlarından yola çıkılarak yapılan değişikliklerden sonra kayıtlarda %60 artış meydana geldi. Kullanıcıların Speek’in websitesi ve ürünü hakkında verdikleri geribildirimlerini duymak ve kullanıcı test videolarını seyretmek Speek’e yeni bir bakış açısı kazandırdı ve ürününü hedef kitlesi ile aynı doğrultuya koymasına yardımcı oldu.

Bu vakalar yurtdışı kaynaklarından derlendi, biz de aynı misyonla benzer hikayelere imza atmak üzereyiz. Kullanıcı olmadan “kullanıcı deneyimi” olmaz. 

Bu hikayedeki yeriniz neresi?

Kullanıcı testi yaparken nelere dikkat edilmeli?

Bir arayüzde neyin çalışıp neyin çalışmadığını anlamanın en iyi yolu insanları o arayüzü kullanırken izlemektir. Doğru katılımcılarla gerçekçi faaliyetleri çalıştığınızda, kullanıcıların sorun yaşadığı kısımlar hakkında elle tutulur bir veriyesahip olursunuz bu da sizin tasarımı nasıl geliştireceğinize dair yardımcı olur.

Peki kullanıcı testi yaparken nelere dikkat edilmelidir?

Senaryo Oluşturma
Kullanıcıları gözlemleyebilmeniz için ilk önce onlara yapacakları bir görev vermeniz gerekiyor. Kullanıcılar kendilerini test ediliyormuş gibi hissetmemeleri için buna görev yerine aktivite de diyebiliriz. Kullanıcılara nedenini açıklamadan sadece “X yapın” demek yerine kısa bir senaryo hazırlamak ve bu sayede yapacakları eylemler için bir bağlam ve açıklama sunmak kullanıcı testinizi daha başarılı yapar.

Test için senaryo oluşturmadan önce kullanıcılar için görev senaryosu hazırlamalısınız mesela test edilen bir blog sitesi ise bu blog sitesinde belirli bir konu üzerine makale bulma ya da blog yazıları için e-mail ile abone olma gibi hedefler koyabilirsiniz.

Kullanıcı hedeflerinin neler olduğunu kararlaştırdığınız zaman, kullanıcı testi için uygun olan görev senaryoları oluşturmalısınız. Görev senaryosu, test edilen arayüz üzerinde katılımcıdan yapmasını istediğiniz eylemdir. Örneğin, şu bir görev senaryosu olabilir:

Vodafone’un sitesine girip size en uygun olan akıllı telefonu ve tarifeyi bulun ve satın alın.

Görev senaryoları bir ilişki sağlamalıdır ki kullanıcılar arayüz ile rahat etkileşime geçebilsin ve kendilerini evlerinde ya da ofislerinde kişisel işlerini halledebiliyorlarmış gibi hissedebilsinler.

Kötü yazılmış bir görev senaryosu, kullanıcının belli bir özellik/arayüz ile nasıl etkileşime geçtiğine odaklanır. İyi yazılmış bir görev senaryosu kullanıcının arayüzünü nasıl kullanmayı tercih ettiğine odaklanır. Görevi bir bağlam içine koyan bir senaryo kullanıcıyı motive eder.

Daha iyi görev senaryosu yazabilmek için bazı ipuçlarını aşağıda sıraladık.

Görevi gerçekçi yapın
Kullanıcı hedefi:
 Ürünlere göz atmak ve bir öğe satın almak.
Zayıf görev: Bir çift Nike koşu ayakkabısı satın alın.
Daha iyi görev: 100 TL’Nin altında bir çift ayakkabı al.

Bir katılımcıdan normalde yapmayacağı birşeyi istemek, kullanıcının arayüz ile daha doğal olarak etkileşime geçmesinde sorun yaratacaktır. Kötü yazılan görevler kullanıcının görevi sahiplenmesine engel olur. Yukarıdaki örnekte kullanıcıyı belli bir ürünü almaya zorlamak yerine ona ürünleri karşılaştırıp seçme özgürlüğüne sahip olmalıdır.

Belirli bir görev verin
Katılımcılara görevi gerçekleştirmek için bir neden ya da amaç verin. “Yeni bir mutfak aleti bul” şeklinde genellemeler yerine mesela onlardan yüksek puanı olan 75 TL’nin altında bir blender bulmalarını isteyin.

Kullanıcılar her ne kadar ne istedikleri doğrultusunda arama yapmaya başlasalar da uzun süre geçmeden seçtikleri ürünleri popülerlik, fiyat ve kalite göstergesi doğrultusunda daraltacaklardır. Eğer kullanıcılara verdiğiniz görevler çok belirsiz olursa kullanıcıların kafası karışabilir ve tam olarak ne bulmaları gerektiğini sorma ihtiyacı hissedebilirler. Verdiğiniz görevler belirsiz olmasın ki kullanıcılar sizin onlardan ne yapmak istediğinizi tam olarak anlayabilsinler.

Senaryo için bir bağlam sağlayın ancak senaryoyu kısa tutun
Kullanıcıya bir senaryoyu bir bağlam içerisinde vermelisiniz ki kullanıcı kendisini bu görevi yerine getirme ihtiyacı duysun ancak senaryoyu çok büyütmeyin mesela “Temmuz’da Antayla’da bir konferansa katılacaksınız ve bir araba kiralamanız gerekiyor.” gibi.

Eyleme dayalı bir görev yazıni
Kullanıcı hedefi:
 Film ve film seanslarını bulun.
Zayıf görev: Cumartesi akşamı sinemada film izlemek istiyorsunuz. www.beyazperde.com gidin ve nereye tıklayacağınızı söyleyin.
Daha iyi görev: www.beyazperde.com sitesine girin ve Cumartesi günü izlemek isteyeceğiniz bir film bulun.

Kullanıcıdan birşeyi nasıl yapacağını sözlü anlatmasını istemeyin, bunun yerine kullanıcıdan direk eyleme geçmesini isteyin çünkü insanların kendilerinin bildirdiği veriler çok da doğru değildir. Kullanıcının ne söylediğine değil ne yaptığına bakın.

Adımları açıklamaktan ve ipucu vermekten kaçının
Kullanıcı hedefi:
 Sınav sonuçlarını bulmak.
Zayıf görev: Sınav sonuçlarını görmek istiyorsun. Web sitesine git, oturum aç, ve bana transkriptini bulmak için nereye tıklayacağını anlat.
Daha iyi görev: Sınavların sonuçlarını ara

Arayüzde atılacak adımları açıklamak çoğu zaman kullanıcıya arayüzünün nasıl kullanılacağına dair ipuçları içerir. Örneğin birine menüde belli bir linke tıklamasını söylerseniz bu linkin onun için anlamlı olup olmadığını ya da ne anlama geldiğini anlayamazsınız. Bu tür görevler kullanıcı davranışını yönlendirir ve size daha eksik sonuçlar verir.

Yukarıdaki tavsiyeleri göz önünde bulundurmak, kullanıcı testlerinden daha iyi bir sonuç almanızı sağlayacaktır.

Kullanıcı Testi Nedir? Kullanıcı Test Türleri Nelerdir?

Kullanıcı testi ya da kullanılabilirlik testi, bir web sitesi kullanımı ne kadar kolay ve kullanıcı deneyiminin ne seviyede olduğunu değerlendirmek için kullanılan bir yöntemdir. Bu testler gerçek kullanıcılar ile yapılarak bir sitenin ne kadar ‘kullanılabilir‘ veya ‘sezgisel’ olduğunu ve kullanıcılar için hedeflerine ulaşmanın ne kadar kolay olduğunu ölçer.

Kullanılabilirlik testi ve geleneksel test (bug testi, kabul test vs.) arasındaki temel fark kullanılabilirlik testinde gerçek kullanıcılar yer almasıdır. Geleneksel test bir geliştirici, tasarımcı ya da proje müdürü tarafından yapılabilse de, kullanılabillirlik testi geribildirimi direk kullanıcıdan topladığı için hataları ortadan kaldırır.

Nasıl Yapılır?

Kullanıcı testi çeşitli şekillerde yapılabilir.

Laboratuvar Testi
Laboratuar kullanıcı testi en eski ve pahalı kullanıcı testi yöntemidir. Laboratuvar testi aynı zamanda diğer test yöntemlerine göre en uzun ve kapsamlı olanıdır. Genellikle bütçeleri büyük olan büyük işletmeler bu tür teste yatırım yaparlar. Bu testte katılımcılar testin yapılacağı laboratuvara getirilir ve bir dizi görevi yerine getirirken kayda alınır. Heer oturum bir araştırmacı tarafından yönetilir ve oturum 45 dakika ile 1 saat arası sürer. Kamera katılımcının hareketlerini ve sesini kayda alırken özel bir yazılım da ekran görüntülerini kayda alır.

Gerilla Kullanıcı Testi
Gerilla kullanıcı testli düşük maliyetli bir kullanıcı testi yöntemidir ve kafe, kütüphane, otobüs durağı gibi yoğun insan trafiği olan her yerde yapılabilir. Gerilla kullanıcı testi, bir tasarımın hedef kitle üzerinde ne kadar etkili olduğunu, belirli bir işlevin gerekli şekilde çalışıp çalışmadığını vs hızlı bir şekilde anlamak için idealdir. Gerilla testte aratıştırmacılar dışarıya çıkıp katılımcı bulurlar. Oturumlar kısa olur ve genellikle 15-30 dakika sürer.

Bu yaklaşım aynı zamanda herhangi bir uzun raporlama yapmayı ortadan kaldırır. Gözlemler hemen tasarım sürecine dahil edilebilir. Burada hatırlanması gereken önemli nokta, bir oturumu kayda almadan önce katılımcıdan izin alınması gerektiğidir.

Gerilla testinde katılımcı sayısı 6-12 arasında değişir. Bu sayı test oturumunun nerede ve ne zaman yapıldığına bağlıdır. Gerilla testin en büyük dezavantajı istatistiksel açıdan pek kuvvetli değildir ve bulduğunuz katılımcılar hedef kitleyle uyuşmayabilir.

Uzaktan Kullanıcı Testi
Uzaktan kullanıcı testleri evinizin veya ofisinizin konforunda bilgisayar veya mobil cihaz kullanarak test yapmanızı sağlar. Bu test şekli çok daha kolaydır ve en pratik test şeklidir çünkü konseptten yazılım aşamasına kadar bütün süreç aşamalarında yapılabilir. Tek ihtiyacınız olan şey kullanıcının webcam ve mikrofonunun olması ve test oturumunun kaydedilmesi için web tabanlı bir uygulamadır.

Bu yöntemin diğer bir güzel yönü de bütçe dostu olmasıdır. Bütçeniz en az olsa bile uzaktan kullanıcı testi yapabilirsiniz.

Kullanıcı Testi Neden Yapılmalıdır?
Bazen bir müşteri, kullanıcı testine harcanan para ile gereksiz bularak “en başta bilinen bugları düzeltmek ve eksik bölümleri kodlamak”ı öncelikli görebilir. Kullanıcı testi yapmanın başta tasarımı/yazılımı eksik ya da yanlış yapmak olarak algılanması çok yanlıştır. Bunu daha iyi açıklayamak için otomativ sektörünü örnek gösterebiliriz. Audi mühendisleri hepimizin bildiği gibi işlerinde çok iyiler ama yeni bir model araba piyasaya sürerken ilk önce arabayı test ederler; çarpışma testi ve onbinlerce mil sürüş testi yapmadan, arabanın ergonomisi ve performansı üzerinde geribildirimden yola çıkarak ince ayar yapmadan arabayı asla showroom’a koymazlar. Bu mühendisler beceriksiz değiller aksine işlerinde son derece yetkinler çünkü işlerini kullanıcı geribildirimine göre yeniliyorlar. Web ve mobil yazılım da araba tasarımı kadar karmaşık olabiliyor.

İyi bir kullanıcı deneyimi, gerçek kullanıcılar devreye sokulmadan tasarlanamaz. Kullanıcı testleri de bu noktada devreye giriyor. Kullanıcı testi oturumları bir katılımcı, bu katılımcının kullanacağı bir bilgisayar ya da mobil cihaz ve de bazen katılımcıya tamamlaması için görev verecek bir test yöneticisinden oluşur. Bu test yöneticisi her ne kadar websitesi yada mobil uygulamada çıkacak sorunları gözlemleyip not alsa da kullanıcıyı video ve ses olarak kayıta almak çok gereklidir. Video ve ses kayıt sayesinde araştırmacı kişi, ekrandaki görüntülerle birlikte kullanıcının yüzündeki ifadelerden ve mimiklerden çok şey çıkarabilir.

Kullanıcı testi yapmanın yararları:
– Tasarım sürecini geliştirmek
– Bilinmeyen sorunları ortaya çıkarmak
– Tasarım sürecinin başlarındayken sorunları düzeltmek
– Varsayımları test etmek
– Objektifliği sağlamak ve fikir ayrılıklarını çözmek
– Proje riskini azaltmak
– Dönüşüm oranlarını arttırmak
– Müşteri memnuniyetini arttırmak

Pazar araştırması ve kalite güvence testi bir projenin en temel öğelerindendir ama bunlar asla kullanıcı testi ile karıştırılmamalıdır.

Eğer daha önce kullanıcı testi yapmadıysanız şimdi tam zamanı!

Neden Kullanılabilirlik Önemlidir?

Kullanılabilirlik nedir ve ne değildir?
Kullanılabilirlik kullanıcı arayüzlerinin ne derece kolay kullanılabildiğini ölçen bir kalite göstergesi şeklinde açıklanabilir. Bu da içeriğin kolayca okunabilir olması, ziyaretçilerin web sitesini kolayca dolaşabilmesi ve hedeflerine kolayca ulaşabilmesi demektir. Kullanılabilirlik aynı zamanda tasarım sürecinde kullanılabilecek kullanım kolaylığını arttırıcı yöntemler olarak ifade edilebilir.

Kullanılabilirlik beş kalite unsuru tarafından belirlenmektedir:

Öğrenilebilirlik: Kullanıcıların bir arayüzü ilk defa kullandıkları zaman hedeflerine ulaşabilmeleri ne kadar kolay?

Verimlilik: Kullanıcılar arayüze alıştıktan sonra işlerini ne kadar çabuk yerine getirebiliyorlar?

Hatırlanabilirlik: Kullanıcılar arayüze geri döndükleri zaman arayüzün nasıl kullanıldığını hatırlamaları ne kadar kolay?

Hatalar: Kullanıcılar ne kadar çok hata yapıyorlar, bu hatalar ne kadar ciddi ve hataların düzeltilmesi ne kadar kolay?

Kullanıcı memnuniyeti: Kullanıcılar arayüzünü kullanmaktan ne kadar memnun? Kullanılabilirliğin ne olduğundan bahsetmişken bir de ne olmadığına değinelim. Kullanılabilirlik testi günümüzde iyi bilinen ve sık uygulanan bir yöntem olmasına rağmen kullanılabilirlik hakkında hala ortada çok yanlış fikirler dolaşmakta.

Kullanılabilirlik neden önemlidir?
Websitenizi gözden geçirmeden önce kullanılabilirliğin neden çok önemli olduğunu anlamak önemli. Kısaca kullanılabilirlik net gelirinizi etkiler.Online Marketing Institute tarafından yayınlanan istatistiklere göre kullanılabilirliği zayıf olan bir web sitesi kullanıcılar arasında pek de popüler değil:
%85 kötü tasarım yüzünden bir siteden ayrılıyor.
%62 Online alışveriş sırasında bir ürünü aramaktan vazgeçiyorlar.
%40 içeriğin kullanılamaz olması nedeniyle web siteye asla geri dönmüyor. Satışların %50’si kayboluyor çünkü kullanıcılar aradıkları içeriği bulamıyorlar.

Yaşadıkları deneyimlerden en fazla bahsedenler mutsuz müşterilerdir. White House Office of Consumer Affairs’in yaptığı araştırmaya göre, mutsuz bir müşteri 9–15 kişiye deneyimlerinden bahsederken, bu mutsuz müşterilerin %13’ü yaşadıkları deneyimi 20’den fazla kişiye anlatıyorlar. Şikayetçi olan müşterilerin Facebook ve Twitter gibi sosyal medya ağlarındaki takipçileri göz önünde bulundurulursa problemin ne kadar ciddi boyuta ulaşabileceğini tahmin edebilirsiniz. Bir websitesinin tasarımını yapmadan önce kullanılabilirlik için bir plan oluşturmak daha kazançlı olacaktır. Tasarımı kötü olan bir websitenin düzeltilmesinin çıkartacağı maliyet aslında düzeltilme aşamasındaki harcanan para ve zamandan daha fazladır. Yukarıdaki istatistiklerden de görebileceğiniz gibi düzeltmeye geçtiğiniz aşamada zaten birçok potansiyel müşteriyi kaybetmiş olursunuz.

Kullanılabilirlik minimalizm değildir!
Minimalizm içerik, sayfa sayısı, öğe boyutları, resimler, beyaz boşluk ve navigasyon ile oynayarak karışıklığın azaltılmasıdır. Burada farkında olmamız gereken kullanılabilirliğin çoğu zaman minimalizmi de beraberinde getireceği fakat bunun tam tersinin mümkün olmadığıdır. Sadece minimalizme yönelmek kullanılabilirlik sağlamayacaktır. Mesela navigasyon için sadece ikonların konulup metin bazlı menülerin ortadan kaldırılması sayfada daha fazla yer açacaktır fakat açıklama olmadan sadece ikon kullanılması kullanıcının kafasını karıştırabilir. Değişik durumlar için değişik çözümler üretmek gereklidir.

Kullanılabilirlik bir lüks değildir!
“Kullanılabilirlik en sonda yapılabilir” ya da kullanılabilirlik gerekli değil şeklinde bir tutum çok şey kaybettirebilir. Bugünün rekabetçi ortamında tüketiciler daha az özelliklere sahip olan ama daha kullanılabilir olan bir alternatife geçmekte tereddüt etmeyecektir.

Kullanılabilirlik İncelemesi (audit)
Jakob Nielsen bir projede bütçenin yüzde 10’unun kullanılabilirliğe ayrılmasını tavsiye ediyor. Bu yeni bir websitesi için bir uzmanın, sitenin planlanması ve tasarımının belirli yönlerini analize etmesi anlamına geliyor. Varolan bir websitesi için bu genellikle kusurlu olan kısımların tespit edilmesi için sitenin kullanılabilirlik denetiminden geçmesi demektir. Denetim aynı zamanda bu sorunları gidermeye yönelik öneriler sunacaktır.

Kullanılabilirlik pahalı değildir!
Evet, büyük bilgisayar şirketlerinin milyon dolarlık kullanılabilirlik laboratuarları yatırımı bilinmektedir ama gündelik kullanılabilirlik projeleri çoğu ucuzdur. Küçük şirketler için laboratuar ortamı gerekmez; Kullanıcı Ajansı gibi (www.kullaniciajansi.com) uzaktan test platformlarını da kullanabilirsiniz. Yapılan araştırmalara göre başarılı bir kullanılabilirlik testi yapmak için sadece 5 katılımcı yeterlidir. Ortalama olarak bir projede bütçenin yüzde 10’unun kullanılabilirliğe ayrılması tavsiye edilmektedir ve inanın bu ufak miktar kötü bir tasarımı düzeltmeye para harcamaktansa, bütçenizin geri kalan 90%’ının daha doğru bir şekilde değerlendirilmesine yardımcı olacaktır.